Hz. Peygamber (sav)’in öfkelenme
gerekçelerinin başında; Müslümanların yeterince araştırma
yapmadan ve bilmeden, yani cehaletlerine rağmen görüş ortaya
atarak yanlış uygulamalara sebep olmaları gelmektedir.
Bu olaylardan bir tanesini Câbir
b. Abdillah anlatıyor:
Bir seferdeydik. İçimizden birinin
başı yarıldı. Yaralı kişi ihtilâm oldu. Çevresindekilere
yaralı olduğu için teyemmüm yapıp yapamayacağını sordu.
Onlar da:
— Sen yıkanacaksın, teyemmüm
yapamazsın dediler.
O şahıs yıkandı, su ve soğuğun
tesiriyle vefat etti.
Hz. Peygamber (sav)’in huzuruna
gelindiğinde olay kendisine haber verildi. Bunun üzerine Hz.
Peygamber (sav), öfkeli bir halde:
— Adamı öldürdüler. Allah (cc) da
onları öldürsün. Bilmediklerini sorsalardı ya. Cehalet
derdinin ilacı, sormaktır, buyurdu.
Câhillikten Dolayı Bir Kişinin
Ölmesine Neden Olanlara Efendimizin Kızdığına Dair Hadis
1. Ebû Dâvûd Rivâyeti:
Ebû Dâvûd, Musa b. Abdirrahman el-Antâkî,
Muhammed b. Seleme, Zübeyr b. Harîk el-Cezerî, Atâ b. Ebî
Rabâh kanalıyla Câbir b. Abdillah’tan naklen yaptığı
rivâyette Câbir b. Abdillah’ın diliyle:
Bir seferdeydik. İçimizden birinin
başı yarıldı. Yaralı kişi ihtilâm oldu. Çevresindekilere
yaralı olduğu için teyemmüm yapıp yapamayacağını sordu.
Onlar da:
— Sen yıkanacaksın, teyemmüm
yapamazsın dediler.
O şahıs yıkandı, su ve soğuğun
tesiriyle vefat etti.
Hz. Peygamber (sav)’in huzuruna
gelindiğinde olay kendisine haber verildi. Bunun üzerine Hz.
Peygamber (sav), öfkeli bir halde:
— Adamı öldürdüler. Allah (cc) da
onları öldürsün. Bilmediklerini sorsalardı ya. Cehalet
derdinin ilacı, sormaktır, buyurdu.
Ebû Dâvûd’un râvileri hakkında şu
değerlendirmeler yapılmıştır:
1.1. Ebû Said, Musa b.
Abdirrahman el-Antâkî (?), Ebû Hatim, saduk; en-Nesâî,
hadisinin alınmasında herhangi bir beis yoktur diye
nitelendirmektedir. İbn-i Hibban es-Sikât adlı
eserinde zikretmektedir.
1.2. İbn Abdillah, Muhammed b.
Seleme el-Bâhilî (v. 193/809). en-Nesâî. El-‘Aclî sika
diye nitelendirirken; İbn-i Hibban es-Sikât adlı
eserinde zikretmektedir.
1.3. Zübeyr b. Harîk el-Cezeri
(150/767). Dârekutnî, itibar edilir; Ebû Zur‘a, şeyh; İbn Ma‘în,
İbnü’l-Medenî, Dûrî, zayıf; Mervezî, işi gevşek; en-Nesâî,
zayıf diye nitelendirmişlerdir. İbn-i Hibban sikalar içinde
saymıştır.
1.4. Atâ b. Ebî Rebâh
(114/732). İbn-i Hacer, sika; Muhammed b. Sa‘d, sika, fakîh,
âlim; İbnü’l-Medenî; sebt; İbn Ma‘în, sika; Ebû Zur‘a, sika
olarak zikredilmektedir. İbn-i Hibban es-Sikat adlı
eserde nakletmektedir.
1.5. Ebû Abdillah, Câbir b.
Abdillah b. ‘Amr b. Haram el-Ensârî es-Sülemî (78/697),
kendisi ve babası sahabîdir, sünnet hıfzında müksirûndandır.
Peygamberimiz ile birlikte 19 gazveye katılmıştır. Mescid-i
Nebevî’de Rasûlüllah (sav)’ın ilim halkasından ilim tahsil
etmiştir. Medine’de vefat eden sahabîlerin
sonuncularındandır.
Hadis, tahdîs ve ‘an‘ane
sîgalarıyla nakledilmiştir. Humâsî olan hadisin senedi
muttasıldır. Hadisin ravilerinden el-Cezerî hakkında yapılan
cerh ifadeleri göz önüne alınacak olursa, bu hadise hasen
hükmü verilebilir. Hadis yazılır ve şahid olan bir başka
daha sahih bir hadisle hüccet olabilir.
Peygamberimizin böylesine ağır bir şekilde “Allah (cc) da
onları öldürsün” ifadesi, bilmediği halde fetva vermeye
kalkışanları tenkit etmesi, herhalde günümüze yönelik çok
ciddi bir ikazdır. Her gün rasgele, bilgisizce, hiçbir
İslâmî ve insânî kaygı duymadan dînî konularda diledikleri
gibi ahkâm kesenlerin bu öfke ve ikaza muhatap oldukları
zihinlerden uzak tutulmamalıdır