diyanet aylık dergi
Sayfa -1-
İnsan sosyal bir varlıktır, dolayısıyla tek başına değil
daima diğer insanlarla birlikte yaşar. Çünkü ihtiyaç-
larını tek başına karşılayamaz. İnsanlar toplumda
farklı iş ve görevler icra ederler.
(Leyl, 4)
Bu husus
hem yaratılışın gereği hem de birlikte yaşamanın
getirdiği bir zorunluluktur. Diğer taraftan, bir top-
lumda yaşayan insanların ırkları, renkleri, dilleri, cin-
siyetleri, boy ve kabileleri farklı olabilir. Bu, yüce Ya-
ratıcı’nın hem takdiri hem de varlığının delillerinden
biridir.
(bk. Hucûrât, 13; Rum, 22)
İnancı, düşüncesi, işi, dili, ırkı ve kabilesi farklı insan-
lardan oluşan bir toplumda birlikte yaşamanın, sos-
yal yardımlaşma ve dayanışma açısından gerekli ol-
masına karşılık getirdiği birtakım sorumlulukları, hak
ve görevleri de vardır. Bu görev ve sorumlulukların
yerine getirilmemesi, temel haklara riayet edilme-
mesi toplumda birtakım sorunlar doğurur. Yüce
Allah, yeryüzünün en saygın varlığı olan insanlar bu
sorunlarla karşılaşmasınlar diye her topluma bir
peygamber göndermiş ve peygamberleri vasıtasıy-
la insanlara rehberlik etmiştir. Peygamberlerin teb-
liğ ettiği hak dinin amacı; nesli, canı, malı, aklı ve di-
ni korumaktır. Bu ilkelerin korunması amacıyla bazı
söz, eylem ve davranışlar haram kılınmış, insan hak-
larına saygı gösterilmesi emredilmiştir. Bu ilkeler,
aynı zamanda bir toplumda birlikte yaşamanın hu-
kukî ve ahlâkî temel unsurlarını da ortaya koyar.
Farklı ırk, inanç, düşünce ve davranışa sahip olan in-
sanların bir toplumda güven, huzur ve barış içinde
yaşayabilmeleri için karşılıklı hak, görev ve sorumlu-
lukları yerine getirmeleri gerekir. Yüce Allah bu so-
rumluluk ve görevleri Nisa suresinin 36. ayetinde
özlü bir şekilde şöyle bildirmektedir: “Allah'a iba-
det edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-
ya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın
komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yol-
cuya ve elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz,
Allah kibirlenen ve övüp duran kimseleri sevmez.”
Ayette iki temel görev ve sorumluluk bildirilmiştir:
Biri Allah’a ibadet etmek ve O’na hiçbir şeyi ortak
koşmamak, diğeri Allah’ın kullarına ihsanda bulun-
maktır. Allah’a ibadet; insanın yaratılış gayesidir
(Zâ-
riyât, 54)
Allah’a ibadet edebilmek için; O’nu isim ve
sıfatlarıyla birlikte tanımak, O’na hiçbir şeyi ortak
koşmamak, emir ve yasaklarına uymak gerekir. Al-
lah’ın kullarına ihsanda bulunmak, onlara karşı gö-
rev ve sorumlulukları yerine getirmek ve onlara
saygılı olmaktır.
Ayette insanların birlikte olduğu ve özel ilgi göste-
rilmesi gereken kimseler zikredilmiştir. Bunlar; an-
ne, baba, akraba, yetimler, yoksullar, komşular, eş
ve arkadaşlar ile yolcu ve hizmetliler/işçilerdir. “Ak-
raba” kapsamlı bir kelimedir. Kişinin çocukları, kar-
deşleri, ebe-dedeleri, torunları, amcaları, halaları,
teyzeleri, dayıları, yeğenleri, kayın valide ve kayın
pederleri, kayın biraderleri ve baldızlarıdır. Ayette
zikredilenler ya bir aile içinde veya mesken veya iş-
yerinde komşu olarak yaşarlar veya bu insanlarla
çeşitli vesilelerle sosyal ilişki içersinde olunur. Birlik-
te olmanın ve sosyal ilişkiler içerisinde bulunmanın
getirdiği görev ve sorumluluklar, “ihsan” kelimesi ile
yerine getirilmesi istenmiştir.
Anne-babaya ihsan; onlara iyi davranmak, ihtiyaçla-
rını karşılamak, isteklerini yerine getirmek, hayır du-
a etmek, kaba ve kırıcı olmamak, onlara “öf” bile
dememek, onları azarlamamak, bağırıp çağırma-
mak, dövmemek, dargın durmamak ve benzeri şe-
Birlikte Yaşamanın Getirdiği
GÖREV ve SORUMLULUKLAR
Doç. Dr. İsmail Karagöz
Diyanet İşleri Başkanlığı İç Denetçisi