Sohbet İklimi
D
İN ve SOSYALHAYAT
Sayfa -2-
Adı Muhammed imiş, onu her gün ismiyle çağırır-
mış. Bir gün babasının adıyla çağırmış. Sebebi soru-
lunca; bu gün abdestim yok, diye cevap vermiş. Ya-
ni hizmetçisinin ismi Hz. Peygamber’in ismi olduğu
için onun ismini abdestsiz olarak ağzına almayı ede-
be uygun görmemiştir. Bu ince anlayış ve düşünüş
Türklere mahsus bir meziyet ve fazilettir, başka mil-
letlerde pek görülmez, eşine pek rastlanılmaz.
Türkler arasında yaygın olan Mahmud ve Ahmet
adları da Muhammed isminden türemiştir. Nite-
kim şair bir beytinde efendimizin bu isimlerini bir
arada kullanarak şöyle der:
“Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed’sin efendim
Hak’tan bize sultân-ı müeyyedsin efendim.”
Peygamber Efendimiz’in bazı vasıflarını ifade eden;
Mustafa, Ekrem, Beşir, Nezir, Münir, Nur vb. isimler
de Türk milleti tarafından çocuklarına yaygın olarak
verilmektedir. En önemlisi de milletimizin, asırlarca
gazadan gazaya koşan, haçlı seferlerine karşı İslâmı
ve Müslümanları aşılmaz bir kale gibi koruyan kah-
raman ordusuna Mehmetçik ismini vermiş olması-
dır. Onun için inanç ve kültürümüzde asker ocağı
“Peygamber ocağı” olarak kabul edilmekte, askerlik
kutsal bir görev sayılmakta, bu yüzden askere giden-
ler şenlikler ve dualarla uğurlanmaktadır.
Emine, Halime, Hatice, Ayşe, Zeynep, Rukıyye,
Ümmü Gülsüm, Fatıma, Kasım, Abdullah, İbrahim,
Hasan, Hüseyin, Osman, Ali gibi Peygamber efen-
dimizin annesinin, eşlerinin, çocuklarının, torunları-
nın ve damatlarının isimleri de Türk milleti tarafın-
dan, Peygamber Efendimize karşı olan sevgi ve say-
gılarından dolayı çocuklarına çokça verilmektedir.
Anadolumuzun çeşitli yörelerinde kızlarımıza veri-
len isimlerin birçoğu gül ile başlamaktadır. Bunun
sebebi de kültürümüzde gülün sevgili Peygamberi-
mizin teri olarak kabul edilmesidir. Nitekim Aşık
Yunus şöyle der:
“Yine sordum çiçeğe gül sizin neniz olur?
Çiçek eydur ey derviş, gül Muhammed teridir.”
Ünlü Divan Şairi Fuzûlî de Peygamber Efendimiz
hakkında yazmış olduğu meşhur ‘Su Kasidesi’nde
şöyle der:
“Suya virsün bağbân gül-zârı zahmet çekmesün
Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâre su.”
Yani: Bahçıvan gül bahçesini sele versin, boşuna
yorulmasın/Çünkü bin gül bahçesine su verse de
senin yüzün gibi bir gül açılmaz.
Ondördüncü Osmanlı padişahı olup, on dört ya-
şında tahta çıkan ve padişahlığı on dört sene
(1603–1617)
süren Sultan I. Ahmed, bir sanat harika-
sı olan Sultan Ahmed Camii’ni yaptırırken Mısır’da
Sultan Kayıtbay türbesinde bulunan Hz. Peygam-
ber’in “Nakş-ı Kademi” denilen mübarek ayak izle-
rini getirtip Eyüp Sultan türbesine koydurmuş, ca-
minin inşaatı tamamlanınca da camie koydurmuş-
tu. Ancak Sultan o gece Peygamber Efendimiz’i rü-
yasında görmüş, Efendimiz Kadem-i Şerifin getiril-
diği yere geri iade edilmesini söylemişti. Sultan I.
Ahmet emri derhal yerine getirir ve kâinatın efen-
disine duyduğu hasreti aşağıdaki mısralara döker
(Bk. Osman Nuri Topbaş, İbret Işıkları, İst. 2002, s. 280-281)
, ora-
da Efendimiz’in mübarek ayak izlerini başında tâcı
gibi taşımak istediğini, çünkü onun peygamberlik
gül bahçesinin gülü olduğunu belirtir:
“N’ola tâcım gibi başımda götürsem dâim
Kadem-i pâkini ol Hazret-i Şâh-ı rusülün
Gül-i gülzâr-ı nübüvvet o kadem sahibidir
Ahmedâ durma yüzün sür kademine ol gülün.”
İşte bu yüzden Anadolu’nun bazı yörelerinde, hem
sevgili Peygamberimizin remzi/ sembolü olduğu,
hem de güzellik ve zarafet sembolü olduğu için kız
çocuklarına; Gül, Gülbahar, Gülçin, Gülgün, Gülis-
tan, Gülizar, Gülnar, Gülşen, Güllü, Güldane, Gül-
ser, Gülseren gibi isimler verilmektedir.
En Güzel Şiirler
Diğer taraftan hatiplerimiz en güzel hitabelerini
Peygamber Efendimiz hakkında söylemişler, ediple-
rimiz en güzel yazılarını Peygamber Efendimiz hak-
kında yazmışlar, şairlerimiz en güzel şiirlerini sevgili
Peygamberimiz hakkında söylemişlerdir. En güzel
kasidelerimiz, en güzel na’tlarımız Peygamber Efen-
dimiz hakkındadır. Edebiyatımızda Peygamber
Efendimiz hakkında yazılan şiirlerin özel bir adı var-
dır. Buna ‘na’t’ diyoruz. Na’t, Peygamber Efendi-
miz’i övmek için yazılan şiir ve kasidelere denir. He-
men her büyük şairimizin, Peygamber Efendimiz’in
özelliklerini ve güzelliklerini ifade eden mutlaka bir
na’tı vardır. Büyük Divan şairi Fuzûlî’nin “Su Kaside-
si”, bu dalın en güzel örneklerinden biridir.