|
Sayfa - 2-
kitaplarının daha girişlerinde, “Hakâiku’l-eşyai sabi-
tetun” gibi “eşyanın/varlıkların gerçekli”ğine ilişkin
ifadelere yer vererek, bu kozmolojik delillere bir
temel oluşturmaya çalışılmıştır. Allah’ın varlığı ger-
çekliğine işaret etmesi için tabiattaki varlıkların ger-
çekliğine vurgu ile işe başlanmıştır. Tümevarımcı
akıl yürütme ve buna dayalı kozmolojik deliller ge-
liştirerek, Allah’ın varlığını kanıtlama çabaları, kelam
geleneğimizde oldukça ileri noktalara ulaşmış; hat-
ta felsefî kelam diye nitelenen eserlerde karmaşık
bir hâl almıştır, denebilir.
Esasen kelâmcıların bu yaklaşımının temelinde
Kur’an’ın üslûbu yatmaktadır. İnsanlara Allah’ı an-
latmak için gönderilmiş olan Kur’an, insanların dik-
katlerini varlık dünyasına çekmekte; insanların on-
lar üzerinde düşünmelerini, onları inceleyip anlam-
landırmaya çalışmalarını istemektedir.
(Mesela bk. /aşi-
ye, 17-22; Nahl, 1-17)
Üstelik, sadece duyularla algıladı-
ğı dış çevre değil, bizzat insanın kendi dünyasının
da, onun tarafından incelenip anlamlandırılması is-
tenmektedir: “Varlığımızın delillerini ufuklarda/dış
dünyada ve kendi varlıklarında onlara göstereceğiz
ki,…”
(Fusssilet, 53)
“Allah’ın zatını düşünmeyiniz; ama O’nun yaratık-
ları hakkında düşününüz.”
(Kenzu’l-Ummal, 3/206, Hadis
No. 5705)
hadisi ve benzeri deliller de, Müslümanla-
rı, varlıklar üzerinde derinlemesine düşünmenin,
onları araştırıp incelemenin Allah’ı tanıma imkânı
sağlayacağı, O’na olan imanlarını geliştireceği kana-
atine yöneltmiştir.
Varlıklardan hareketle Allah’a ulaşma yöntemi,
“somuttan soyuta”, “yakından uzağa”, “bilinenden
bilinmeyene”, “basitten karmaşığa” doğru gitme
gibi temel eğitim ilkelerinin de gereğidir. Tabi-
î ki, bu ilkeler sadece bu konuda değil, din eğitimi
geneli için geçerlidir. Din eğitimi faaliyetlerinde, bi-
reyin yakın çevresinden, bildiklerinden hareketle
dinin ilkelerini, değerlerini öğretmeyi öngörmekte-
dir. Dolayısıyla, Allah’ı tanıtmak amacıyla bireyin
çevresindeki varlıklar hakkında bilgilenmesini sağla-
mak, onlar üzerinde düşünme ve inceleme mera-
kını geliştirip onları doğru anlamlandırmasına katkı-
da bulunma yaklaşımı, doğrudan eğitimin doğasının
gereğidir.
Ne var ki, tabiattaki her varlığın, hem kendinde bir
anlam ve değere, hem de kendi dışındaki bir alana
insanı yönlendiren bir anlama sahip olmasına rağ-
men, tek başına bu dış dünyanın insanı Allah’a
ulaştırma garantisi yoktur. Bunun gerçekleşmesi,
bireyin bilinçlilik hâlinin, zihinsel ve duygusal istek-
liliği/niyetliliği ile doğrudan irtibatlıdır: “Üstlerindeki
göğe bakmazlar mı? Onu nasıl yaptık/bina ettik ve
süsleyip donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksik-
lik yoktur. Yeryüzüne de bakmazlar mı? Onu nasıl
yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada iç
açıcı çift bitkiler bitirdik. Bütün bunlar, içtenlikle Al-
lah’a yönelen her kulun gönül gözünü açmak, ona
öğüt ve ibret vermek içindir.”
(Bk. Kaf, 8; Ayrıca bk. /aşi-
ye, 23)
Bilgilendirme/eğitim, inanmanın sınırına kadar
bireyi taşır; ama inanmasını garanti edemez. İnan-
ma kıvılcımının çakması, çok farklı bir olaydır.
Burada asıl üzerinde durmamız gereken husus, bi-
reye varlıkları öğreterek Allah’ı tanıtmanın niteliği
meselesidir. Bu meseleye girmeden önce, okudu-
ğum bir haber yazısından alıntı yapmak istiyorum.
“Anaokulunda dinî eğitim” üst başlığını taşıyan bu
habere şu cümleyle girilmiş: “Çocuklar için renkli
görüntülerle hazırlanmış kitaplarda, her şeyin ne-
deni Allah’a bağlanıyor.” Sonra bu iddiaya örnek-
ler verilmektedir:
“Ben bir aslanım, ormanda yaşarım, çok güçlü bir
hayvanım, Allah’ın izniyle avımı yakalarım. …Ben
bir kuşum, rengârenktir kanatlarım, Allah’ın izniyle
uçarım. …Ben bir kaplumbağayım, her zaman ya-
vaş yürürüm, evimi sırtımda taşırım, Allah’ın izniyle
tehlikelerden korunurum. …Ben bir balığım, par-
laktır derim, denizde yaşarım, Allah’ın izniyle kolay-
ca yüzerim…” Değerlendirme kısmında, kitapların
“renkli görüntüleriyle çocukların dikkatini” çektiği-
Varlıklar hakkında
yüzeysel bilgi verip onlarla Yaratıcı
arasındaki ilişkiyi dile getirmek; bunu
kalıp bilgilerle sunmak, pek de önemli
değildir. Asıl önemli olan çocuğun, bu
varlıkları tanıyıp keşfetmesini,
bizzat anlamlandırmasını
kılavuzlamaktır. Bundan sonra da
onlarla Allah arasındaki ilişkiyi
bizzat keşfetmesine
rehberlik etmektir.
“
|